04 Aralık 2009 Cuma


hey hey heyy herkese merhaba
bu hafta kötü başlasada çok güzel devam ediyor.
annem iyi çok şükür artı o tombul bir hanım olmaktan kurtulmak istiyor bu nedenle de hergün yürüyüş yapıyoruz hem çok ii geliyor ona.
ben de bahaneyle fazalıklardan kurtuluyorum bu yürüyüşler sayesinde, sonra o akşam yemeklerini kaldırdı , ben de ona eşlik ediyorum çok az bişeyler atıştırıp geçiştiriyorum.

sonra kpss ve ales hazırlıklarına başlıcam yakında off bir başlayamadım hala. geçen sene çuvalladığım için sınavda, bu sene çok çalışmam gerektiğine kanaat getirdim :(

hee bir de hastasonu saçlarımı açık karamel yaptırıcam uzun zamandır doğal rengindeydi artık yıpranıcak açılırken ama napalım değişiklik istiyorum fena halde.
ha bir de bir doktor buldum ankaranın en iyilerindenmiş önce Allah sonra tıp. inş. şans benden yana olur bu konuda :)

son durumlar böyle şekerler.
sevgiler...

01 Aralık 2009 Salı


herkeslerin geçmiş bayramlarını kutlarım elim değmedi buralara maalesef.
arife günü güzel bir süprizle uyandım sabahın 7 sinde annemle abim gelmiş bana süpriz yapmışlar, çook sevindim.
sakin bir bayram geçti sanırım geçen bayram kayseride şeker toplarken kaybolan 3 çocuk unutulmamış olacakki kapımıza tek bir çocuk dahi gelmedi.

neyse bayramın son günü abim burda kalmaya karar verince annemi istanbula yollamak için çıktım istikamet aşti .
metroda tıklım tıkış her zaman ki gibi.
annem fenalaştı kalp krizi geçirdiğini düşündük.
korku içinde en yakın hastaneye götürdüm onu. acile aldılar kalbe bakıldı falan allahtan kalp krizi değil panikatak kriziymiş. ama ben ogün 10 yıl yaşlandım . annemi kaybetme korkusuyla ilk kez bu kadar yüzyüze geldim, çaresiz kaldım, ağladım çok kötü bir gün geçirdim.
biraz gözetim altında tuttular bir de sakinleştirici iğne yaptılar. ama annemi ikna edemedik kalp krizi geçirmediğine ki bu da panikatak hastaların en belirgin özelliği. ikna olmuyorlar fiziksel bir sorunu olmadığına.

dün de psikiyatriye gittik ilaçlarını aldık. neyseki bizim ikna edemediğimiz şeylere o ikna etti annemi. ve annem en az bir ay burda yanımda kalacak :)

panikatak çok zor bir hastalık ben de bir dönem geçirmiştim sık sık acile gidiyorduk nefes alamıyorum kalp çarpıntım var diye daha doktoru görür görmez rahatlıyordum tabi sonra ilaçlı tedavi falan iyiyim artık, sıra anneme geldi. malum çağın hastalığı bitmek tükenmek bilmeyen sorunlar yanında hastalıkları da getiriyor.

fight club filminde tyler durden in dediği gibi "ne büyük savaşı yaşadık, ne de büyük buhranı. bizim savaşımız ruhani bir savaş. en büyük buhranımız hayatlarımız"
işte böyle .

sevgiler...

23 Kasım 2009 Pazartesi

la dolce vita !!!!


günler sonra yazasım var. günler sukünet içinde geçiyor ve çok memnunum bu sessizlikten ve durağanlıktan.

her sabah erkenden uyanıyordum artık öğleye doğru uyanıyorum miskinim rahatım ohh değmeyin keyfime saçlarım uzadı tam bir sene oldu kestireli ve nihayet sevdiğim boya geldi bir daha allah korusun istememmm ... zaten kuaförler vur deyince öldürüyor kısacık yapmıştı saçlarımı pis herif.

çok sevdiğim!bayram günleri yaklaşırken haftasonu alışveriş yapıldı en keyiflisinden, aldıklarımı üşenmesem çeker koyarım bir sonraki posta.
kilo verme mücadelem devam ediyor kepek ekmeği tüketiyorum bitki çayları falan fena gitmiyor çünkü şu an bile bunları yazarken iki adet şekerpare yedim :(

kimseyi düşünmüyorum,kimse umrumda değil geziyorum, tozuyorum yaşamaya bakıyorum. anı yaşıyorum geçmiş, gelecek umrumda değil :)

bayramdan sonrada anneannemin 52 si vesilesiyle istanbula gitmeyi düşünüyorum. çok özledim ailemi, akrabalarımı,sokağımı,caddemi,istanbulumu.

şimdi gidip çayımı alıcam pencerenin önüne oturucam ve kitabımı okucam işte buuu
la dolce vitaaaa :))

13 Kasım 2009 Cuma


dodidodidodidodiiii dodisi gelene didooo:)
benim sürekli didom geliyo ama olmazki diyet yapıyorum tek ayrıcalığı ona tanıyorum ama o teklilerden değil 3 lü didolardan :)
günler su gibi geçip gidiyor doğum günüme az kaldı, astrologlar 2009 kovaların yılı olacak dedi ama tanıdıgım ne kadar kova varsa hayatı saçma sapan ilerledi 2009 da. neyse en kötü günümüz böyle olsun canım 2010 dan çok güzel şeyler bekliyorum bu arada bu ne yahu yılbaşı yazısı gibi ona daha çook var.
yazamıyorum artık eskisi gibi aslında zaman nasıl geçiypr onu bile anlamıyorum. kilo aldım resmen balıketi oldum ki nefret ederim kilodan.
hemen diyete başladım, bugün yürüyüşe çıktım epeyce yürüdüm yürüdüm yürüdüm işte buu dedim lola süpersin terledin, kalori yaktın eeeeee bi didoyu hakettin :D
sonra yavaş tempoda çikolatamı yiyerek eve döndüm. ben kim diyet kim ...
allam bu gidişle michelin lastiğine döncem :(((

31 Ekim 2009 Cumartesi


uzum uzum uzayan ( ki böyle bir ikileme yoktur olmamalı !) şu diziler yok mu?
birkaç sezon diye çekimlere başlanıp tatlı gelen reyting kaymağını biraz daha yemek için sündürdükleri o diziler.

başlarına gelmedik türlü kötülük kalmayan yaprak dökümü insanları ,
sevişmedik insan bırakmayan Aşk-ı memnu behlülleri bihterleri,
uzuuun bakışmalar,
gereksiz diyaloglar,

çıkmaz sokağa girdiği halde iteklenerek yoluna devam eden kavak yelleri ki artık sarp apak'ın oyunculuğunun da "rahmetli efe"nin yanından geçemeyeceğine şahit olduk amma velakin dizi ısrarla devam etmekte.


geçen hafta dan bu yana nejla görgüsüzünün ağlaması kabuslarımda, büyük oynamaktan anladığı bu sanırım kızın, hıçkırık desem değil, hapşırık da değil , ağlamak olamaz ,çığlık belki, o nasıl bir oyunculuktur .
fahriye evcen yırtınsa da leyla karakterine can veren gökçe bahadır ın oyunculuğu ile boy ölçüşemez.
cevriye hanım favoriiim :)

ezel aldı başını gidiyor, facebookta heryerde diziden replikler dolanıyor, "şu şöyle öldürür bu böyle öldürür" diye...

neyse bu sezon bana yaradı okanın programlarına bayılan ben artık cumartesi,pazar,pazartesi geceleri tv keyfi yapıyorum.favorim medya kralı ama disko kralı vasat kalıyor bu üçlemenin içinde artık konuk seçimi falan yanlış sanırım.

domuz gribi haberlerini ürpererek izliyorum.korkuyorum. çevremdeki herkesin en popüler konusu domuz gribi ve aşısı.

esra erol çok dikkat etmeli zira gelen her konukla şapır şupur amanın evin iyi kızı olmak için midir yoksa hatunun gerçekten mi içinden geliyor bilemem el öpmeler, sarılmalar bir de Türkiye'de ne çok evliliğe meraklı varmış kadını erkeği gelen bitmiyor, bunlara da gündoğuyor.
bu Esra Erolu ne zaman görsem tv de aklıma hep şu görüntüsü gelir ;
Esra Erol'un star tv de program yağtıgı zamanlar bir adamceğiz geldi flüt çalaraktan . uzuuun uzun çaldı sonra esra erol adamın elinden aldı flütü içindeki tükürükleri flütü yere sallamak kaydiyle kendince temizledi vee başladı çalmaya allahıııııııııııııım noluyo dedim yaaa nasıl bir mide sendekiii :))

tv'den haberleri izlediniz !!!

haa bir de görümcemin bir kızı oluyor iki erkekten sonra hem de ... eşim nasıl seviniyor sormayın tam bir kız hastası sonra ben onun sevincini görünce boğazıma birşeyler düğümleniyor yanlış anlaşılmasın aman kıskançlıktan değil "kimbilir kendi kızı olsaydı nasıl sevinirdi" diyorum.
öle işte....


tatlı krizindeyim evdeki tek tatlı nutella haydee kaşığa kuvvettttt.....

30 Ekim 2009 Cuma

http://flamelightning.blogspot.com/2009/10/blog-post.html

gece gece evde tek başına deli gibi güldüm çok yaşa flame cim.
yanlız benim ki medala dalmıyor, ultimaya dalıyor :))
haa bi de göbeği yok
allam ne şanslı hatunum ben :DDDD